Tarih öncesi dönemlerden başlayarak günümüze kadar olan süreçte Artvin ve çevresinde birçok uygarlık ve devletin etkisi gözlemlenmiştir. Göçebe yaşam tarzını benimseyen Türklerin atalarının Artvin’e yerleştiği ve burada çeşitli uygarlıkların izlerini bıraktığı belirtilmiştir.
Tarih öncesi dönemlere ait bilgiler, yazılı kaynaklardan ziyade sözlü edebiyat ve günümüz araştırmacılarının eserlerinden elde edilmektedir. Artvin’in toprak yapısının elverişsiz olması ve bilim merkezlerinden uzak olması nedeniyle planlı arkeolojik çalışmaların sınırlı olduğu ifade edilmektedir.
Arkeolog Prof. Dr. İbrahim Kökten’in yaptığı kazılarda, Kars civarında ve Çıldır Gölü’nün karşısında dolmen ve menhir kalıntıları bulunduğu belirtilmiştir. Ayrıca, Camışlı Köyü’ndeki kayalıklarda geyik avcılığı ile ilgili duvar resimleri ortaya çıkarılmıştır.
1933 ve 1955 yıllarında Yusufeli ve Şavşat yörelerinde bulunan bakır baltaların MÖ 3000-4000 yıllarına ait olduğu düşünülmektedir. Aynı yöredeki tunç baltaların ise M.Ö. 3000-2000 yıllarına ait olduğu bilinmektedir. Bu buluntular, Artvin ve çevresinin tarih öncesi dönemlerden itibaren insanların yerleşik yaşam sürdüğü bir bölge olduğunu göstermektedir.
Artvin’e egemen olan ilk kavim olarak Hurrilerin kabul edildiği ifade edilmiştir. M.Ö. 2000 tarihinden itibaren Hurrilerin Artvin ve çevresinde site devletleri kurduğu belirtilmiştir. Hitit kralı II. Murşit’in M.Ö. 1360’ta başlattığı seferlerle Artvin’i ele geçirdiği bilinmektedir.
Urartuların Hurrilerin soyundan geldiği ve başkenti Van olan bir devlet kurduğu ifade edilmiştir. Kuzey sınırlarını Artvin’e kadar genişleten Urartular, İskitlerin baskısıyla karşılaşarak yıkılmıştır. İskitlerin Artvin’i ele geçirerek bu bölgeyi askeri üs olarak kullanmaya başladığı belirtilmiştir.
İskitlerden sonra Artvin’e egemen olan Arsaklar adlı sülale, Bizans etkisi altında İsevi dini kabul etmiş, daha sonra Bizans’ın tahakkümü altına girmiştir. 575 yılında İran Kralı I. Darivs’in Bizans’a saldırması üzerine Hazar Türkleri Çoruh boylarına egemen olmuştur.
İslam ordularının kumandanı Mesleme Oğlu Habib’in Bizans’ı yenerek Artvin’i ele geçirdiği, ancak Hazarlar ve Musevi nüfusun direnciyle karşılaşıldığı belirtilmiştir. Abbâsî Halifesi Harun Reşit’in 786’da Çoruh bölgesini Bağdat’a bağladığı, 853-1023 yılları arasında Artvin’de Bagratlar ve Sac adlı Abbasilere bağlı iki beylik kurulduğu ifade edilmiştir.
Büyük Selçuklu Devletinin yıkılışından sonra Artvin’in Azerbaycan merkezli İldeniz Oğlu Atabeyliğine bağlandığı ve daha sonra Kubilay’ın Artvin’i ele geçirerek İlhanlı topraklarına kattığı belirtilmiştir. 1458-1466 yılları arasında Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ın Çoruh boylarına üç sefer düzenlediği, ancak Osmanlı hükümdarı II. Mehmed’in Oltuğbeli savaşında galip gelerek Artvin’i ele geçirdiği ifade edilmiştir.
Osmanlı döneminde Artvin’in Osmanlı yönetimine geçişi, Trabzon Rum Devleti’nin yıkılmasıyla gerçekleşmiştir. I. Selim’in Trabzon valisiyken Gürcistan’a yaptığı seferde Batum’un güneybatısında bulunan Güney Kale’sini ele geçirerek Artvin, Borçka ve Hopa’yı Osmanlı’ya bağladığı ifade edilmiştir.
Emeviler döneminde Hazarlar ile birleşen Artvin halkının İslam ordularına karşı direndiği, 786’da Abbâsî Halifesi Harun Reşit’in Çoruh bölgesini Bağdat’a bağladığı belirtilmiştir. 853-1023 yılları arasında Artvin’de Bagratlar ve Sac adlı Abbasilere bağlı iki beylik kurulduğu ifade edilmiştir.
Büyük Selçuklu Devletinin yıkılışı sonrası Artvin’in Azerbaycan merkezli İldeniz Oğlu Atabeyliğine bağlandığı ve 1263’te Kubilay’ın Artvin’i ele geçirerek bu yöreyi İlhanlı topraklarına kattığı ifade edilmiştir. 1265’te Kıpçak Türkü olan Sark’ın bu bölgede Çıldır Atabeyliğini kurduğu belirtilmiştir.
1458-1466 yılları arasında Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ın Çoruh boylarına üç sefer düzenlediği, ancak Osmanlı hükümdarı II. Mehmed’in Oltuğbeli savaşında galip gelerek Artvin’i ele geçirdiği
ifade edilmiştir.
Osmanlı döneminde Artvin, Osmanlı-Rus savaşları ve Edirne Anlaşması sonucunda 1877-78 Osmanlı-Rus savaşında Rusların Çoruh bölgesini ele geçirmesi, Kars, Ardahan ve Batum’u kaybetmesi nedeniyle stratejik bir önem kazanmıştır. 1877-78 Osmanlı-Rus savaşı sırasında Artvin halkının direnişi ve 1878 Berlin Barışı sonucunda Kars-Ardahan-Batum’un Rusya’ya verilmesi üzerine Artvin halkı göç etmek zorunda kalmıştır.
Artvin ve çevresi, Osmanlı-Rus savaşları ve 93 Harbi sonucunda Rus işgali altına girmiştir. Osmanlı Devleti, 1877-78 Osmanlı-Rus savaşı sonrasında imzalanan Ayestefanos Barışı ve Berlin Barışı ile Kars, Ardahan ve Batum’u Rusya’ya vermiştir. Bu süreçte Artvin, Osmanlı-Rus savaşlarının etkisi altında kalmış, Artvin halkı Rus işgali sırasında direniş göstermiştir.
1917’de Bolşeviklerin Rusya’da iktidarı ele geçirmesi ve 1918’de Mondros Ateşkesi’nin imzalanmasıyla Rus birliklerinin Artvin’den çekilmesi üzerine Artvin, Gürcistan’ın işgali altına girmiştir. Ancak daha sonra 1921’de Gürcistan’ın Artvin’i terk etmesiyle bölge Türk hâkimiyetine geçmiştir.
Cumhuriyet döneminde, 1933’te Artvin’in il statüsü kazanması ve çevresindeki yerleşim birimlerinin Artvin’e bağlanması belirtilmiştir. 1936’da kabul edilen bir kanunla Artvin, Çoruh Vilayeti olarak statüsünü kazanmıştır.
Artvin’in kurtuluşu, 7 Mart 1921 tarihinde, Gürcistan’ın Artvin ve Ardahan’ı terk etmesiyle gerçekleşmiştir. Gürcistan Hükümeti’nin bu bölgeleri terk etmesinin ardından Artvin’de Türk bayrağının dalgalanmaya başladığı ifade edilmiştir.
Cumhuriyet döneminde ise Artvin, 1933 yılında il statüsüne kavuşmuş, 1936 yılında kabul edilen bir kanunla Çoruh Vilayeti kaldırılarak Artvin, Rize ile birleştirilmiş, ancak 1952’de tekrar il statüsü kazanmıştır.